Sosyal Kaygı Bozukluğu
Değerlendirilme ve olumsuz izlenim bırakma korkusu.
Problem nedir?
Sosyal kaygı bozukluğunda kişi, başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten yoğun biçimde korkar. Sunum yapma, tanışma, telefonla konuşma ya da toplulukta yemek yeme gibi durumlarda belirginleşir ve kişiyi bu durumlardan kaçınmaya ya da yalnızca büyük bir güçlükle katlanmaya iter. Toplantıda konuşmamak için elinden geleni yapan, ama içten içe fikirlerinin değerli olduğunu bilen biri, bu tabloya iyi bir örnektir.
Kaygı yalnızca sosyal durumun kendisinde değil, öncesinde ve sonrasında da sürer; kişi bir görüşmeden önce günlerce ne söyleyeceğini prova eder, sonrasında ise söylediği her cümleyi tekrar tekrar gözden geçirip kendini eleştirir.
Sosyal kaygı genellikle ergenlikte başlar ve fark edilmeden “utangaç biriyim” diye yıllarca normalleştirilir. Oysa iş görüşmelerinden kaçınmak, terfi fırsatlarını geri çevirmek gibi somut sonuçlar doğurabilir; bu yüzden kariyer ve ilişkiler üzerindeki etkisi genellikle sanıldığından büyüktür.
Belirtileri
- Kızarma, terleme, ses titremesi
- Öncesinde ve sonrasında zihinsel prova
- Göz teması kurmakta zorlanma
- Sosyal ortamlardan kaçınma veya sessiz kalma
- Konuşurken cümleleri önceden ezberleme
- Toplantı sonrası kendini eleştirerek olayı tekrar tekrar gözden geçirme
Sorun neden sürer?
Sosyal ortamda dikkat, dışarıya değil kişinin kendi içine döner; kişi karşısındakini gözlemlemek yerine kendi sesini, elini, yüzünü izler. Bu içe dönük dikkat “kötü görünüyorum” izlenimini güçlendirir çünkü kişi kendi bedensel belirtilerine odaklandıkça onları daha da büyütür.
Güvenlik davranışları (ellerin saklanması, konuşmadan kaçınma, önceden ezberlenmiş cümleler) ve olay sonrası zihinsel gözden geçirme, olumsuz beklentinin gerçek yaşamda çürütülmesini engelleyen davranışsal unsurlardır. Kişi bir sohbeti güvenlik davranışlarıyla atlattığında “iyi ki öyle yaptım” der, oysa bu davranışlar olmadan da muhtemelen sorun çıkmayacaktı.
BDT bu probleme nasıl yaklaşır?
Çalışmanın merkezinde davranış değişimi vardır: dikkat odağını dışarıya çevirme alıştırmaları, güvenlik davranışlarının azaltılması ve gerçek yaşamda yürütülen davranış deneyleri temel bileşenlerdir. Örneğin kişi bir sohbette elini saklamadan, cümleleri önceden ezberlemeden konuşmayı dener ve karşısındakinin tepkisini gerçekte gözlemler.
Video geri bildirim gibi yöntemlerle kişinin kendine dair çarpık imgesi somut veriyle test edilir; genellikle kişi kendini olduğundan daha gergin, daha “kötü görünür” hayal ettiğini fark eder. Bu, davranışsal bir deneyimdir, salt düşünce tartışması değildir. Süreç kademeli ilerler; küçük sosyal risklerden başlanıp zorlukları artan durumlara geçilir.
Yöntem araştırmalarda etkili bulunmuştur. Süreç genellikle haftalık seanslarla, birkaç ay içinde belirgin bir rahatlamayla sonuçlanır.
Kimler destek almalı?
- Kariyer ve eğitiminde sosyal durumlardan kaçınanlar
- Toplantı ve sunumlarda yoğun kaygı yaşayanlar
- Yeni ilişkiler kurmakta zorlananlar
- Sosyal ortamlardan sonra kendini uzun süre eleştirenler
Kısaca
- Dikkat dışarıya değil kendine döndüğünde olumsuz benlik imgesi güçlenir
- Güvenlik davranışları, olumsuz beklentilerin gerçek yaşamda çürütülmesini engeller
- Gerçek yaşam davranış deneyleri çalışmanın merkezindedir
Sık sorulan sorular
Bu sadece utangaçlık olabilir mi?
Utangaçlık bir mizaç özelliğidir. Kaçınma nedeniyle iş, eğitim veya ilişkiler zarar görüyorsa tablo klinik düzeye geçmiş olabilir.
Grup çalışması gerekir mi?
Bireysel çalışma çoğu durumda yeterlidir; gerektiğinde gerçek yaşam denemeleri planlı biçimde sürece eklenir.
Kariyerimi etkiliyor, çok mu geç kaldım?
Hayır. Süreç kaçınılan alanlardan bağımsız olarak, kişinin şu an bulunduğu noktadan başlar; kariyerdeki etkiler de çalışmayla birlikte zamanla değişebilir.
Kızarma veya terlemeyi kontrol edebilir miyim?
Doğrudan bu bedensel tepkiyi durdurmak hedeflenmez; hedef, bu tepkiyle birlikte sosyal ortamda kalabilme kapasitesini artırmaktır. Kaygı azaldıkça tepkinin şiddeti de genellikle azalır.
İlgili yazılar
Kaynaklar
- Clark, D. M., & Wells, A. (1995). A cognitive model of social phobia. In R. G. Heimberg, M. R. Liebowitz, D. A. Hope, & F. R. Schneier (Eds.), Social phobia: Diagnosis, assessment, and treatment (pp. 69–93). Guilford Press.
- Mayo-Wilson, E., Dias, S., Mavranezouli, I., Kew, K., Clark, D. M., Ades, A. E., & Pilling, S. (2014). Psychological and pharmacological interventions for social anxiety disorder in adults: A systematic review and network meta-analysis. The Lancet Psychiatry, 1(5), 368–376. doi.org/10.1016/S2215-0366(14)70329-3
İletişim
Bu alanda destek almayı düşünüyorsanız yazabilirsiniz.
İletişime Geç